Kitap Fuarı, Son Gününde Taha Kılınç Söyleşisiyle Devam Etti
Uluslararası Kahramanmaraş Kitap Fuarı’nın son gününde araştırmacı-yazar Taha
Kılınç, okurlarıyla bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen söyleşide, Kılınç
farklı coğrafyalardan örneklerle medeniyet bilinci, şehirlerin hafızası ve kültürel
süreklilik konularını işledi.
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği 10. Uluslararası Kahramanmaraş
Kitap Fuarı, son gününde de dolu dolu programlarla devam ediyor. Kitapseverlerin yoğun ilgi
gösterdiği fuarda, araştırmacı-yazar Taha Kılınç da bir söyleşiyle okurlarıyla buluştu.
KAFUM’da gerçekleştirilen programda, tarih, medeniyet ve kimlik ekseninde bir konuşma
yapan Kılınç, İslam dünyasının geçmişten bugüne uzanan birikimini hatırlatarak, “Tarihi
sadece kronolojik bir olaylar dizisi olarak değil; medeniyetimizin hafızasını, yön duygusunu
ve tecrübemizi barındıran bir yol haritası olarak okumalıyız” dedi. Yoğun katılımla
gerçekleştirilen söyleşide, Kılınç farklı coğrafyalardan örneklerle medeniyet bilinci, şehirlerin
hafızası ve kültürel süreklilik konularını işledi. Geçmişin bir övünç değil, bir sorumluluk
olduğunu vurgulayan Kılınç, “Medeniyet dediğimiz şey, taş binalar ya da büyük fetihlerden
ibaret değildir; asıl medeniyet, insanın insana yaklaşımında, hakikate gösterdiği sadakattedir”
ifadelerini kullandı. Programın sonunda dinleyicilerin sorularını da yanıtlayan Taha Kılınç,
tarih bilincinin günümüz meselelerini anlamada anahtar rol oynadığını belirtti. Soru-cevap
bölümüyle interaktif bir hale gelen söyleşi, katılımcıların büyük beğenisini kazandı.
“Geçmiş, Bir Sığınak Değil; Bir Pusuladır”
Programda konuşan Taha Kılınç, “Tarihi yalnızca geçmişte kalmış bir hatıralar zinciri olarak
değil, bugünün anlamını kuran bir rehber olarak görmek zorundayız. Bizim tarihimiz,
yalnızca zaferlerle, kahramanlıklarla değil; insana, ilme, adalete ve merhamete dayalı bir
anlayışın eseridir. Ne yazık ki modern çağda, zamanla yarışırken köklerimizi unutur hale
geldik. Oysa medeniyet dediğimiz şey, bir mimari üslup, bir sanat dili ya da bir diplomasi
başarısından çok daha fazlasıdır. Medeniyet, bir bakışın adıdır. Bugün İslam dünyasının farklı
köşelerinde yaşanan sancıları anlamak için, tarihin derin akışına dönüp bakmak gerekir.
Çünkü hiçbir kriz, birdenbire ortaya çıkmaz. Her olayın arkasında unutulmuş bir ilke, terk
edilmiş bir değer vardır.
Eğer yeniden bir dirilişten bahsedeceksek, bunu geçmişi romantikleştirerek değil; geçmişin
ruhunu bugünün diline tercüme ederek yapmalıyız. Geçmiş, bir sığınak değil; bir pusuladır”
cümlelerini kaydetti.