romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
DOLAR 47,9002-0,00%
EURO 55,4426-0,07%
ALTIN 6.774,27-0,45
BITCOIN 30719361.6%
Kahramanmaraş
19°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Toyota Plaza Toymar
Marmara Depremi’nin 27. Yılında İMO’dan Kritik Uyarı: “Deprem Riski Biliniyor, Yapı Stoku Hâlâ Belirsiz”
  • Habernik
  • Genel
  • Marmara Depremi’nin 27. Yılında İMO’dan Kritik Uyarı: “Deprem Riski Biliniyor, Yapı Stoku Hâlâ Belirsiz”

Marmara Depremi’nin 27. Yılında İMO’dan Kritik Uyarı: “Deprem Riski Biliniyor, Yapı Stoku Hâlâ Belirsiz”

ABONE OL
17 Ağustos 2026 11:31
Marmara Depremi’nin 27. Yılında İMO’dan Kritik Uyarı: “Deprem Riski Biliniyor, Yapı Stoku Hâlâ Belirsiz”
3

BEĞENDİM

ABONE OL

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğine ve yapı stokundaki risklere dikkat çekti. İMO Kahramanmaraş Temsilciliği tarafından da paylaşılan ortak basın açıklamasında, aradan geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterine hâlâ sahip olmadığı vurgulandı.

 

“Deprem Değil, Güvensiz Yapılaşma Yıkıyor”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin Türkiye’nin afet politikaları açısından önemli bir dönüm noktası olduğu belirtilen açıklamada, depremin kendisinin değil, gerekli önlemler alınmadığında yıkıcı sonuçlara yol açan yapı üretimi ve kentleşme anlayışının asıl sorun olduğuna dikkat çekildi.

2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ ve İzmir depremleri ile 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin, Türkiye’nin deprem tehlikesinin yanı sıra kırılgan yapı stokunu da ortaya koyduğu ifade edildi.

“Riskli Yapıları Biliyoruz, Ancak Hangileri Riskli Bilmiyoruz”

İMO açıklamasında, Türkiye’de milyonlarca bağımsız bölümün deprem açısından risk taşıdığının bilindiği ancak riskin hangi yapılarda yoğunlaştığının yeterince ortaya konulamadığı belirtildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine atıfta bulunulan açıklamada, Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığının 2025 yılı verilerine göre ise 2025 yılında 30 bin 7 yapı için riskli yapı tespiti yapıldığı, bu yapıların 194 bin 381 bağımsız bölüm içerdiği kaydedildi.

2012-2025 döneminde ise toplam 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti gerçekleştirildiği, bu yapıların 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm içerdiği belirtildi. Aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkıldığı ve yıkılan binalardaki toplam bağımsız bölüm sayısının 1 milyon 88 bin 165 olduğu aktarıldı.

İMO, mevcut tahminler dikkate alındığında yapılan çalışmaların ihtiyacın oldukça gerisinde kaldığına işaret etti.

“Türkiye’nin Bütün Yapı Stoku Envanteri Çıkarılmalı”

Açıklamada, yalnızca riskli olduğu ihbar edilen veya çeşitli çalışmalarla tespit edilen yapıların kayıt altına alınmasının yeterli olmadığı belirtilerek, Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir envantere ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

17 Ağustos 1999 sonrasında hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar tamamlanmasının öngörüldüğü hatırlatılan açıklamada, aradan geçen süreye rağmen bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterinin oluşturulamadığı ifade edildi.

Yapıların Yaşı Kadar Geçmişi de Önemli

İMO, yapı güvenliğinin yalnızca binanın yapım yılı üzerinden değerlendirilemeyeceğine de dikkat çekti.

Bir yapının hangi yönetmeliğe göre tasarlandığı, nasıl projelendirildiği ve inşa edildiğinin yanı sıra kullanım sürecinde taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediğinin de önemli olduğu belirtildi.

Zemin katlarda duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat ve eklentiler yapılması ile kullanım amacının değiştirilmesi gibi uygulamaların yapı güvenliğini doğrudan etkileyebileceği kaydedildi.

“Yeni Binaların da Güvenliği Sorgulanmalı”

Açıklamada, yalnızca mevcut yapı stokunun dönüştürülmesinin yeterli olmadığı, bugün inşa edilen yapıların geleceğin riskli yapılarına dönüşmesini engelleyecek sistemlerin de kurulması gerektiği belirtildi.

6 Şubat depremlerinde yeni sayılabilecek bazı binaların da yıkılmış olmasının yapı güvenliği konusunda endişeleri artırdığı ifade edildi.

Güvenli yapı üretiminin; doğru zemin araştırması, doğru projelendirme, nitelikli malzeme ve uygulama ile etkin yapı denetiminin birlikte yürütülmesiyle mümkün olduğu vurgulandı.

İMO’dan 7 Maddelik Çağrı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, açıklamasının sonunda şu talepleri sıraladı:

  • Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulmalı.
  • Yapıların risk durumlarının izlenmesi ve güncel tutulması amacıyla Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalı.
  • Riskli yapıların belirlenmesi ve müdahale süreçleri, riskin büyüklüğüne göre önceliklendirilmiş kamu programı olarak yürütülmeli.
  • Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesi için özellikle dar gelirli vatandaşları koruyacak yeterli ve erişilebilir kamu kaynakları sağlanmalı.
  • Kentsel dönüşüm, rant odaklı parsel bazlı uygulamalardan çıkarılarak risk odaklı, kent ve bölge ölçeğinde planlama anlayışıyla yürütülmeli.
  • Yapıların kullanım sürecindeki güvenliğini izleyecek periyodik yapı kontrolü yasal ve kurumsal bir sistem haline getirilmeli.
  • Yeni yapı üretiminde proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz ve etkin şekilde verilmesi sağlanmalı.

İMO, 17 Ağustos 1999 depreminde hayatını kaybedenleri anmanın en anlamlı yolunun, benzer acıların yeniden yaşanmaması için vakit kaybetmeden gerekli adımların atılması olduğunu belirterek, deprem riskine karşı kapsamlı ve kalıcı önlemler alınması çağrısında bulundu.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP